Göz kanlanması

Göz Kanlanması Neden Olur?

Bir çok insanın hayatının belli dönemlerinde karşına çıkabilecek bir sorundur. Göz yüzeyinde bulunan minik damarların genişleyerek bir arada toplanması halinde oluşabilecek bir hastalıktır. Göz kanlanması genellikle iki gözde aynı şekilde görülür. Farklı durumların etkisi ile tek bir gözde de görülme ihtimali vardır. Büyük oranda toz, kaşınma, kuruluk gibi durumlarda başımıza gelir. Bunun dışında göz akında yoğun kırmızı bölge, subkonjonktival kanama gibi nedenlere de işaret olabilir.

Enfeksiyon kapan gözlerde, göz damarları şişerek açılmaya başlar.Bunun sonucunda göz yaşı akıntısı, bulanık görme gibi sorunlarla da karşılaşmak mümkündür. Konjonktivit, kornea ülserleri ve ya üveit gibi enfeksiyonlarda gözleri etkileyebilir.

Göz enfeksiyonlarında birey hiçbir şekilde kendi başına hareket etmemelidir. İlk önceliği doktora gitmek olmalıdır. Doktora gitme eyleminden önce bireyin evde yapabileceği birkaç muayene çeşitleri bulunmaktadır. Bazı göz kanlanmaları belli süre dinlenmenin ardından geçmektedir. Aynı zamanda lens takmamaya, gözünü mikroplardan korumaya, makyaj yapmamaya ve ellerini gözlerine değdirmemeye dikkat etmelidir.

Göz Kanlanmasının Nedenleri

Göz kanlanması nedenleri çok geniş etkilere dayanmaktadır. Basit bir olaydan dahi gözünüz hemen kanlanabilir. Şişip açılan damarların etrafa yayılması sonucu göze kan oturmaları gerçekleşebilir.

Az öncede bahsettiğim gibi herhangi bir göz kanlanmasında dahi uzman bir doktorun tavsiyesi alınmalıdır, verdiği tavsiyeleri dikkatle uygulanmalıdır.

göz kanlanması
Alerjik reaksiyonlar

Alkol ve sigara kullanımı

Akut glokom: gözde ani basınç artışı, göz tansiyonu

Blefarit: göz kapaklarının kenarında kirpik köklerinin iltihaplanması

Yüksek tansiyon: Vücudumuzun her yanını sarmalayan damarlarımız göz damarlarından da geçmektedir. Tansiyon değişikliği sonucu vücuttaki kanın akış dahi değişmektedir. Buda göz kanlanmasına sebep olabilir.

Göz yaşı kanalında tıkanıklık yaşama

Gözlerin yeterli yaş üretememesinden kaynaklanan göz kurulu

Belli saatlerde güneşe çıkılınca fazla ışık etkisi ile göz kanlanması

Hamilelik etkisi ile de gözlerde kanlanma meydana gelebilir. Hamilelik döneminde rahmin büyümesinden ötürü giden kan akışı artar bunu takiben diğer organlara kan yürümesinde sıkıntı yaşanabilir. Ayrıca büyüyen rahmin baskısından ötürü kan pompalama hızında değişiklikler ile karşılaşılabilir. Bu etkilerin sonucunda göz kanlanması oluşabilir. Fakat durum kalıcı bir şey değildir, gebelik dönemi bitince tekrardan eski haline döner.

Konjonktivit: Alerji veya enfeksiyon kaynaklı iltihaplanma anlamına gelen konjonktivit, göz kanlanmasının en yaygın nedenlerinden biridir. Bu enfeksiyon çeşidi genellikle temizlik esasına dayanır. Kirli eller ile gözlere dokunmak, dezenfekte edilmemiş lensleri gözlere takmak, bakteri barından bir cismin göze değmesi halinde de göz enfeksiyonu kapılabilir. Bireylerin hastalık dönemlerinde de(grip virüsü) göz kanlanması yaşanabilir.

Kontakt lens kullanımı: Dezenfekte edilmemiş bir lense sahip iseniz göz enfeksiyonu ile karşılaşmanız muhtemeldir. Kontakt lensler korneanın üstünde duracak şekilde tasarlanmıştır. Lens kullanan insanların kesinlikle uyması gereken kurallardan biri de lensleri ve lens sularını temizlemektir. Kötü bir alışkanlıktır ki lens kullanımın rahatlığına alışan bireyler belli bir süre sonra bu işi boşlamaktadırlar bu da lenslerin mikrop kapmasına hayliyle göz damarlarının şişmesine yol açmaktadır. Yukarıda da bahsettiğim gibi göz kuruluğu da göz kanlanmasına yol açar. Uzun süre lens kullanımı göz kuruluğu yaratır.

Kornea Ülseri: Konjonktivit ile arasında fark kornea ülserinde ağrı çekmenizdir. Kendi belli etmesi biraz farklı bir durumun göstergesidir. Kör olmaya kadar yolu vardır. Enfeksiyon ve ya yaralanma sonucunda da oluşabilir. Kornea ülseri olduğunuzda gözünüzde bir ağrı hissedersiniz ardından iriste gri ve ya beyaz bir yuvarlak oluşur. Kızarma, kaşıntı bulanıklık ,göz kanlanması gibi bir çok sebebi de beraberinde doğurur.

Ramotolojik Hastalıklar

Subkonjonktival Kanama: Gözün hassas zarının altındaki kanaması, kusma, hapşırma, zorlama gibi nedenlerden oluşur. Zorlanma durumunda damarlar yırtılır ve açılmaya başlar. Göz yüzeyinde küçük, parlak bir kan oturması meydana gelir. Oldukça tehlikeli gibi gözükse de vücuda bağlı olarak 2-15 gün aralığında geçmesi beklenir.

Tiroit Hastalığı: Her tiroit hastasında ortaya çıkan bir durum değildir. Bazı tiroit hastaları göz kuruluğu yaşayabilmektedirler bunun dahilinde göz kanlanması oluşabileceği gözlenmiştir.

Madde Bağımlılığı: Göz bebeklerinde küçülme,kan basıncında değişiklik meydana geldiği için göz kanlanması oluşabilir.

Uykusuzluk

Annelerimizin yegane kullandığı laflardan biri olan ‘ Uykusuzluktan gözlerin kan çanağına döndü’ çok doğru ve yerinde bir söz aslında. Uykusuzluk gözlerin kanlanmasında en büyük etkenlerden biridir.

Uzun süre bilgisayar,televizyon,telefon ekranına bakmak: Bunun asıl sebebi gözlerin okuma ve ya cisimleri seçme esnasında sürekli olarak göz kaslarını çalıştırmasından ötürüdür. Yorulan göz kasları daha fazla kan toplamaya başlarlar bunun sonuncunda da göz kanlanması oluşur. Bu ufak yorulmaları azaltmak adına ara ara kendinize molalar verebilirsiniz. Bilgisayar ve ya ortamın ışığında oynamalar yapabilir. Başınızı geriye doğru yaslayıp gözlerinizi birkaç dakika dinlendirebilirsiniz.
Üveit: Gözün üvea adının verildiği üç bölümden oluşur. Bu bölümler; iris, koroid ve silierdir. Daha halk içi açıklaması da gözün renkli ve orta bölümüdür. Yaralanma,enfeksiyon kapma,mantar,parazit gibi sebeplerden ötürü oluşur. Her üveit hastasının sebebi tam kesinleşemez belli tahliller sonucunda gerekli tedavilere başlanır.

GÖZ KANLANMASI NEDEN OLUŞUR ?
Göz üzerindeki küçük damarlar genişler ve kan toplar. Bu da gözlerin kırmızı ve kanlı görünmesine neden olur. Tek göz yada iki gözdede kanlanma olabilir. Bu kanlanma çoğu kez gözün tahriş olması, toz, alerji veya kuruması gibi sebeplerden de ortaya çıkabilir. Mesela göz akındaki fazla kırmızı bölge göz kanaması gibi genelde zararı olmayan bir sebebi gösterir.
Gözlerde enfeksiyon olduğu zaman, gözlerde kanlanma haricinde kaşıntı, akıntı ve bulanıklık gibi sorunlarda olabilir. Kornea ülseri, üveit ya da konjonktivit gibi enfeksiyonlar da gözlere etki edebilir. Gözdeki kanlanmayı tedavi etmek için kanlanmanın nedenini bulmak önemlidir.
Göz kanlanmalarının bazısı dinlenildiğinde kendiliğinden birkaç gün sonra geçer.Fakat bazı durumlarda doktorun tedavi uygulaması gerekebilir. Doktora görünene kadar gözleri mikroplardan uzak tutmaya çalışmak, lens takmamak, gözlere dokunmamak ve makyaj yapmamak gibi önlemler alabiliriz.

Göz Kanlanmasının sebepleri Nelerdir ?

Gözdeki damarların belirginleşmesi, göze kan oturması, gözün içinin kanlanması gibi farklı şekillerde ortaya çıkabilecek olan göz kanlanmasının birbirinden farklı, birçok nedeni olabilir.
Göz kanlanmasının nedenleri gözdeki damarların genişlemesi, göze kan oturması, göz içinde kanlanma gibi değişik şekilde ortaya çıkar. Ağrı, acı yada görmede bozukluk gibi şikayetlere eşlik eden kanamalarda zaman kaybetmeden mutlaka doktora gidilmesi gerekir.
• Alerjik tepkimeler
• Göz tansiyonu ve gözdeki basınç artışı
• Alkol ve sigara
• Gözyaşı kanalındaki tıkanıklık
• Gözdeki kuruluk
• Güneş
• Kirpik köklerindeki iltihaplanma
• Hamilelikte vücuttaki bir çok değişiklik olur. Gözlerde kızarıklık, kan oturması bunlardan bazılarıdır ve doğumdan sonra kendiliğinden iyileşme gösterir.
• Alerji ve enfeksiyonun neden olduğu iltihaplanmaya konjonktivit denir ve göz kanlanmasının en çok rastlanılan nedenlerinden biridir. havluların ve kirli ellerin göze sürülmesi enfeksiyona sebep olan bakterilere yol açabilir. Lens kullananların da hijyene dikkat etmeleri gerekir. Bakteri haricinde grip taşıyan virüslerde enfeksiyona neden olabilir.
• Kontakt lens kullananların hijyen gibi lens kullanma talimatlarına dikkat etmeleri ve bu kurallara uymaları gerekir. Genelde lens kullanımına alışan kişiler bir zaman sonra bu kurallara dikkat etmeyerek bakteri, mikrop ve enfeksiyona yol açarlar. Uzun süre lens kullanmakta göz kuruluğuna, göz kuruluğu da göz kanlanmasına neden olan durumlardan bir tanesidir.
• Enfeksiyon ya da yaralanma sonucu kornea tabakasında oluşan yaralara kornea ülseri denir ve görme kaybına neden olacağı için önemlidir. Bu ülserde göz kanlanmasının dışında ağrı ve görme bozukluğu da başlıca belirtileridir.
• Romatizmal iltihabı hastalıklar
• Öksürme, hapşırma, ıkınma veya kusma gibi zorlayıcı hareketler göz kanlanmasının en çok rastlanan sebeplerindendir. Zorlanma sonrasında gözün üzerinde parlak bir kan beneği oluşur ve korkutucu görünebilir. Fakat acı yoksa genelde birkaç gün içinde kendiliğinden yok olur.
• Tiroit hastalığı göz üzerinde tahriş ve göz kuruluğu gibi kanlanmaya sebep olacak durumlara yol açabilir.
• Göz yaralanması, travma, toz , yabancı cisim vb kaçması
• Uyuşturucu kullanımı
• Uykusuz kalma
• Vücuttaki bütün damarları etkileyen hipertansiyon retinaya kan taşıyan göz damarlarını etkilemesi sonucunda göz kanlanması oluşur.
• Bilgisayar ekranına uzun süre bakmak, uygun olmayan ışıklı ortamda uzun süre okumak göz yorgunluğuna ve gözlerin kanlanmasına neden olur. Ara ara bilgisayar başından kalkıp gözleri dinlendirmek ve ışığı doğru ayarlamak gibi önlemler almak gerekir.
• Gözün renkli bölümünün ve orta tabakasının iltihaplanması durumuna üveit denir. En sık rastladığımız sebepleri enfeksiyon, yaralanma veya bağışıklık sistemi hastalıklarıdır.
• Göz kanlanmasının hangi nedenden kaynaklandığını anlamak zordur. Genelde ağrı, bulantı, kusma, görme bozukluğu, yaralanma, ışığa karşı hassasiyet gibi durumlar da göz kanlanmasıyla birlikte varsa hemen doktora gidilmesi gerekir.

Gebe Kalmak İsteyen Kadınlara Öneriler

Bayanların gebe kalma durumu uzun bir dönemden geçerek gerçekleşir. Gebelik durumunun gerçekleşmesi için bazı hazırlıklar yapmak gerekmektedir. Gebe kalmak için, iyi bir gebelik dönemi geçirmek istiyorsanız aşağıda tavsiyelere uymanız yararlı olacaktır.

Gebelik Öncesi Muayene (Prekonsepsiyonel Vizit) Olmak

Gebelik dönemi öncesi genel sağlık kontrollerinizi yerine getirmeniz gerekmektedir. Genel sağlık kontrolleri gebelik öncesi, gebelik dönemi ve gebelik sonrası oluşabilecek sorunların önceden tespit edilmesi adına faydalı bir harekettir. Bu sorunların tespiti gebelik takibi sırasında oluşabilecek sıkıntıların daha iyi bir şekilde başa çıkmasında yardımcı olur. Gebelik takibinin içeriği, risk faktörlerinin yanı sıra, daha önce düşük, dış gebelik, ölü doğum ya da erken doğum yapıp yamadığı da dikkate alınarak çizilmektedir.

Gebelik takip programının ardında geçilecek aşama sürekli kullanılan ilacın düzenlenmesidir. Bu ilacın yan etkileri ile gebelik oluşum süreci birleştirilerek ilaç alımındaki doz ayarlanır.

Yaşam Tarzınızın Gebeliğe Uygun Olup Olmadığının Düzenlenmesi

Rutin hayatınızda sigara ve ya alkol kullanıyor iseniz bu olayı gebelik döneminizde bırakmanız hem sizin hem de bebeğinizin sağlığı için çok önemlidir. Bununla birlikte sigara içilen ortamlarda da bulunmamanız gerekir. Alkol ve sigaranın haricinde uyuşturucu, sakinleştirici gibi maddelerinde kullanımını bırakmalısınız.

Sağlığa zararlı olan bu maddelerin yanı sıra, sivilceleriniz(akne) varsa, izotretionin içerikli olan sivilce ilaçları kullanıyorsanız, bu ilaçların kullanımının özellikle de gebeliğin ilk haftalarında gelişmekte bebek için çok sakıncalı olabileceğini göz önüne alarak doktorunuza danışmanız gerekir. Parasetamol içeren ağrı kesici ilaçlardan da gebelik boyunca kaçınmanız önerilmektedir.

Gebe Kalmayı Planlıyorsanız, Düzenli Beslenmeye Başlamalısınız

Gebelik hayatının diğer bir önemli etkeni de toxoplazmadır. Genel sağlık kontrollerinde toxoplazma tetiklerini yaşamadığımız kesinse evde kedi beslerken hiçbir şekilde dışkısına dokunmamanız gerekir. Bunun dışında da çiğ et yemekten de kaçınmalısınız.

Gebelik döneminde sauna, tüplü dalış, ağırlık kaldırılan fiziksel sporlardan da kaçınılmalıdır.

Gebe Kalmak İçin Uygun İş Yaşamı Koşulları

Evde ve ya iş yerlerinde sürekli bilgisayar başında olan annelerin bebeklerinde daha farklı durumlar oluşması saptanmıştır. Bilgisayarlar, etrafa iyonize edici özellikte radyasyon yaymazlar ancak yine de önlem almak isterseniz, işte ve evde kullandığınız bilgisayara ekran filtresi takarak istediğiniz şekilde kullanmaya devam edebilirsiniz.

Kimyasal madde üretimi ve ya kimyasal maddeler ile beraber olan annelerin belli önlemler alması gerekmektedir. İş yeri hekimi ve ya kendi doktorları ile irtibata geçerek ne derecede önlem alınabileceğini öğrenebilirler.

Radyoloji, radyoterapi klinikleri ya da x-ray cihazı detektörlerinin bulunduğu yerde çalışan bayanlar gebe kalmayı planladıkları andan itibaren iş yeri hekimine danışmalı ve dikkat etmeleri gereken durumları bağlı bulundukları kişiye ileterek radyasyon yayan ortamlardan uzak durmalıdırlar.
gebe kalmak için

Gebe Kalamama Durumu (Kısırlık)

Korunmasız adet döngüsü döneminde bir çiftin yeterli sayıda ilişkiye girmesi halinde gebe kalma olasılı %20-%25 arasındadır. Düşük bir oran olsa da hamile kalmak isteyen çiftin çalışmalara 4-5 ay öncesinde başlaması gerekir. Bu süre içerisinde gebe kalamayan kadında ve ya erkekte sorun olduğu düşünmek yanlıştır. Düşük bir oran olduğunu varsayarsak bu dilim tutturmak biraz zordur. Gebe kalma süresini arttırarak tekrar denenmesi mümkündür.

Tekrar süresini arttıran ve herhangi bir sonuç alamayan çiftler subfertil adı verilen bir sınıfın içinde yer alırlar. Subfertil kelimesi zor gebe kalan anlamına gelmektedir. Böyle bir çiftin herhangi bir adet döneminde gebe kalma şansı %2-3’tür ve eğer tedavi edilmezlerse, 4 ya da 5 yıl içerisinde yapacakları bir deneme süreci içinde hamile kalabilirler.

İnfertil adı verilen 3. gruptaki insanların hamile kalma oranları %0’dır. Tedavi edilmedikleri sürece gebe kalmaları imkansızdır. İnfertilin belli başlı sebepleri vardır. Bunlardan;
Kadının iki fallop tüpünün kapalı olması
Kadında döllenmek için yumurtaların oluşmaması gibi sebeplerdir.

Erkekte görülen infertil nedenleri ise şu şekildedir;
Yeterli sayıda sperm olmaması gibi nedenlerin bir araya gelerek kısırlığı meydana getirmesidir.

İnfertilite Ne Anlama Gelmektedir?

İnfertilite, ya da halk arasındaki adıyla kısırlık, 12 siklus boyunca süren ve bir adet döneminin başlangıcından diğer bir adet döneminin başlangıcına kadar geçen süre içerisinde yeterli sayıda cinsel ilişkiye girildiği ve korunmadığı halde gebeliğin meydana gelmemesidir. Gebe kalmak isteyen çift bunu hiçbir şekilde başaramamış ve gebelik oluşmamışsa, primer (birincil) infertilite, daha önceden en az bir defa bile olsa gebelik oluşması durumunda ise sekonder (ikincil) infertilite adı verilir.

İnfertilite hastalığından şüphelenmeniz için en az 1 yıl beklemeniz gerekmektedir. Bu geçen sürenin ardından doktorunuza başvurmanız daha sağlıklı sonuçlar almanızı sağlayacaktır. Diğer yandan 1 yıllık süreyi beklememizin diğer amaçları bu zaman aralığında testlerin maddi, manevi ve psikolojik olabilecek tüm yüklerinden kurtulma şansınızı denemeniz için yeterli süreyi değerlendirmeniz olacaktır.

Anne adayının 35 yaşının üzerinde olduğu veya gebe kalmaya engel bir durumu olan çiftler ise 12 siklus olan bekleme süresini geçirmeden başvurmalıdırlar.

Çiftlerde Gebe Kalamama Sebepleri

Kadınların gebe kalamamasının nedeni çoğunlukla siklus döneminde oluşan %20-%25 şansı yakalayamamalarından kaynaklanır. Bu dönemde gebe kalmak isteyenler şansı arttırmak adına deneme sayılarını arttırabilir. 12 siklusluk dönemi geçirmiş ve gebe kalamamış iseniz doktorunuz ile görüşüp uygun muayene koşullarında hareket edebilirsiniz.

Gebelik oluşturamayan çiftlerle ilgili yapılan araştırmalar sonucu, infertilite görülme nedeninin %40 kadından, %40 erkekten ve %20’de her ikisinden kaynakladığı ortaya çıkmıştır. İnfertilite görülen çiftlerin %10’unda ise, gebeliğin oluşmaması için herhangi bir bulgu ortaya çıkarılamamıştır. Bu çiftlerle ilgili olarak yapılan araştırmada fallop tüplerinin açık olduğu, yumurtlamanın normal olduğu ve spermiyogramın da normal olduğu belirlenmiştir. Bu infertilite türüne “açıklanamayan infertilite” adı verilmiştir. Açıklanamayan infertilite tanısı konulan çiftlerin sayısı ise teknolojik gelişmeler sayesinde giderek azalmaktadır.

Gebelikte Yaşın Etkisi Var mıdır?

Yapılan araştırmalar ile 25 yaşındaki 100 kadın ile kadınların gebeliklerine uygun yaşlarda 100 erkekten oluşan 200 kişilik bir grupta düzenli ilişki aralıkları ile çiftlerin yarısı 5.5 ayda hamile kalmıştır. Araştırma sonuçlarından çıkan diğer bir durumda kadının her 5 yaş ilerlemesi ile cinsel ilişki tekrarının normalden 2 kat daha fazla olması gerektiği yönündedir. Erkeğin yaş artışının gebe bırakma ile çok fazla önemi yoktur. Bu istatistiki verilerden 30-34 yaş aralığındaki her 7 kadından birinin, 40 yaşın üzerinde bulunan her 4 kadından birinin 1 yıllık deneme süresi sonunda hamile kalamayacağı anlaşılmaktadır. Gebe kalmada kadının yaşının ne kadar önemli olduğu yapılan bu araştırmalarla ortaya çıkmış bulunmaktadır.

Gebe Kalmak İçin Yapılacak Cinsel İlişkinin Sıklığı

Yukarıda belirttiğimiz gibi ne kadar çok cinsel ilişki sıklığı artarsa gebe kalma olasılığı da o kadar artar. Haftada 2 ve ya daha az cinsel ilişki yaşayan çiftlerin gebe kalma olasılığı her hafta düzenli 2 sefer yapan çiftlere göre daha düşüktür. Haftada 3 ve ya daha fazla cinsel ilişkiye giren bireylerin gebe kalma olasılığı çok daha yüksektir. Bunun nedeninin ise, cinsel ilişki döneminin kadının periovulator (yumurtlama öncesi veya yumurtlama döneminden sonraki en doğurgan dönem) dönemine denk gelmesinden kaynaklanmaktadır.

Acai Üzümü

Amazon palmiye berry gibi bir çok ismi vardır.Birkaçı daha verelim: Acai üzümü, acai berry de denmektedir. Euterpe oleracea bu da Latince ismidir. Acai üzümü palmiye ağaçlarının bir meyvesidir. Rengi kırmızı mor karşımıdır. Daha çok tropikal yağmur ormanları bulunan bölgelerde özellikle Orta ve Güney Amerika’da yetişmektedir. Yerli halk bu meyveye acai berry demektedir. Türkçede ‘bağıran meyve’ olarak anlamlandırılır.
Daha çok bölgenin yerli halkı uzun yıllar bu meyveyi besin olarak kullanmıştır. Ayrıca amazon lardaki yerli halklar bu meyveyi ilaç yapımında da kullanmaktaydı.
Acai üzümü son yıllarda çok konuşulur hale gelmiştir. Hatta acai üzümünü süper bir besin diye dünyaya duyurmaya başlamışlardır. Yüksek kolesterol hastalarında,kilo kayıpları için, bazı kanser türlerinde, osteoartritlerde gibi çok ciddi hastalıklarda olduğu gibi genel sağlık içinde çok yararlar sağladığı söylenilmektedir. Lakin tüm bunlar idda halindedir. Çünkü ispatlanmış hiçbir bilimsel veri bulunmamaktadır. Acai üzümü sadece deneysel olarak sadece bağırsak MR lerinde kullanılmıştır.
acai üzümü
Acai üzümü bir meyvedir. Meyve olarak tüketildiği gibi meyve suyu olarak da tüketilebilir.Acai üzümünden elde edilmiş sular gıda sektöründe dondurma, jöle , çeşitli karışımlarla likör olarakta kullanılır. Acai üzümün ticari değeri de vardır. Bu meyve mor renginden dolayı gıdalarda doğal renklendirici olarak kullanılmaya devam etmektedir. Acai üzümünün ayrıca tablet hali, toz hali gibi üretimleri mevcuttur.

Acai Berry ve Bilimselliği

-Sağlık alanında kullanımıyla ilgili acai berry nin iyi gelip gelmediği konusunda hiçbir bilimsel kanıt mevcut değildir.
-Acai berry kullanımı ve takviyeleriyle hızla kilo kaybı olduğunu belirten iddalara karşı bunları ispatlayacak bağımsız olan hiçbir hakemli dergide yayınmış çalışması mevcut değildir. Sadece hayvanlar üzerinde çalışma yapılmış olup farelere meyve suyu verilmiştir. Bu karşılaştırma ve araştırmalar sonucunda farelerde kilo kaybı görülmemiştir.
-Acai berry nin laboratuar araştırmalarında özellikle antioksidan üzerinde durulmuştur. Bu çalışmalardan anti kansere karşı iyi bir aktivite yaptığı ayrıca anti enflamatuvara karşı da aktivite gösterdiği görülmüştür. Bu da çilek , böğürtlen, kızıkcık gibi meyvelere nazaran çok daha fazla antioksidan özelliği olduğu laboratuar çalışmalarında görülmüştür.
– Antosiyoninler ve flavonoidler gibi çok çeşitli maddeler acai üzümün içeriğinde bulunur.Yunanca kelimelerden oluşan antosiyanin bitki ve mor olarak anlam taşır. Antosiyaninler denilen bu madde tüm çiçeklerde ,sebzelerde tüm bitkilere kırmızımavi ve mor renkleri verir. Antosiyanlar en çok kırmızı ve mor renge sahip olan acai üzümü,kırmızı üzüm, kızılcık gibi meyvelerde bulunur.
-Acai berry nin yağıda güzellik ve kozmetik ürünlerinin içeriğinde kullanılır. Elde edilen bu yağ yüksek antioksidandır. Bu özelliği nedeniyle el vücut kremlerinde, şampuan yapımında ve kozmetik ve güzellik ürünlerin de kullanılan yağlara daha zengin bir alternatif oluşturur. Yalnız daha fazla laboratuar çalışması ve araştırılması gerekir.
– Genel sağlık için kullanımında özellikle kolesterol ve artrit gibi hastalıklara iyi gelme durumumda kanıtlar yeterli değildir. Bu yüzden daha .çok bilimsel kanıt ispat gerektirir.

Uyarılar ve Acai Üzümünün Yan Etkileri ve Zararları

Acai berry nin sağlığa ne derece iyi geldiği konusunda ve bu bitkinin güvenilir olup olmadığı konusunda net bir bilgi yoktur. Hakkındaki bilgiler çok azdır. Palmiye gibi türlere alejisi olan kişiler bu meyveyi tüketmemelidir. Diğer bir hususta özellikle hamiler ve emzikli kadınların bu bitkiyi tüketmeleri tavsiye edilmez.
MRI gibi testleri acai üzümü tüketmek etkileyebilir. Bir sağlık sorunu yaşadığımızda alternatif olarak kullandığınız bitkileri mutlaka doktorunuza söyleyiniz.
Şimdiye kadar tespit edilmiş bir ilaçla etkileşimi söz konusu değildir. Eğer bir rahatsızlık sonucu sürekli ilaç kullanıyorsanız bu acai üzümü kullanmanın doğru olup olmadığını doktorunuza danışın.
Hiçbir gıda takviyesi veya bitkisel ürünlerle zararlı bir etkileşimi olduğu bilinmemektedir.
Acai üzümünün tüketilmesinde ki miktar kişinin yaşına ve sağlık durumuyla alakalandırılır. Şunu belirtelim acai üzümünün dozu hakkında yapılan laboratuvar çalışmaları yetersizdir. Unutmamak gerekir ki her doğal ürün güvenli değildir. Tüketimi de çok fazla dozlarda olmamalıdır. Böyle ürünlerin etiketlerini iyice inceleyerek doktorunuza veya eczacınıza sormadan tüketmeyiniz.Sağlığınız güvenilir doğal ürünleri dozunda tüketmektir.

Kansızlık

Kansızlık Nedir Neden Olur?

Kansızlık kandaki alyuvarlar sayısının azalması neticesinde oluşan bir sağlık sorunudur. Buna ayrıca anemi de denir. Kansızlığın yetişkinlerdeki en büyük sebebi demir eksikliğidir. Bunun yanında B12 vitamini eksikliği, folik asit eksikliği de kansızlığa yol açan sebeplerdendir. Kanserler, kronik enfeksiyonlar, romatolojik hastalıklarda kansızlığa yol açar.

Kansızlık Yetişkinlerde Nasıl Belirti Verir?

Yetişkinlerdeki kansızlığın en belirgin belirtisi halsizliktir. Hasta aşırı halsizlik ve yorgunlukla hastaneye başvurur. Bunun dışında çarpıntı, çabuk yorulma, uyku bozuklukları, düşünceyi toparlayamama, unutkanlık, kulaklarda çınlama, baş dönmesi gibi semptomlarla da hastaneye başvurabilir.

Bunların yanı sıra hastada solukluk olur. Rengi solar. Hasta bunu fark etmez ama yakınları solduğu şeklinde hastayı yönlendirebilirler.

Kansızlığın başka belirtileri de olabilir. Fakat bunlar daha çok kansızlığın altta yatan sebebinin yaptığı belirtiler olabilir. Mesela mide veya kolon kanserine bağlı kansızlık varsa hasta baş ağrısı, karın ağrısı ve kabızlıktan şikayetçi olabilir.

Kansızlık Ve Sindirim Sistemi Kanserleri Arasında Bir Bağlantı Var Mıdır?

Demir eksikliği anemisi ve sindirim sistemi hastalıkları arasında ciddi bir ilişki vardır. Özellikle emilim problemi olan kişilerde demir eksikliği anemisi sıklıkla oluşabilir. Bazı kişilerde de B12 vitamin eksikliğine bağlı kansızlık oluşabilir. Demir eksikliği anemisi teşhisi konmuşsa bu kişilerde kalın bağırsakta, midede, 12 parmak bağırsağında ve yemek borusunda patoloji olma ihtimali yüksektir ve bu hastalarda o bölgelerin incelenmesinin mutlaka yapılması gerekir.

kadınlarda kansızlık

Demir Eksikliğine Bağlı Kansızlık Önemli Bir Hastalığın Belirtisi Olabilir Mi?

Demir eksikliğine bKansızlık (5)ağlı kansızlık aslında bir teşhis değildir, bir bulgudur. Muhakkak altta yatan nedeni bulmak gerekir. Altta yatan neden ciddi bir durumda olabilir, basit bir durumda olabilir. En basiti yeterince kırmızı et yememektir. Bu basit bir sebeptir. Rahatlıkla ortadan kaldırılabilir. Ama bazen altından çok ciddi nedenler çıkabilir. Bunların başında mide, bağırsak ve yemek borusu kanserleri gelir. Demir eksikliği anemisi konulan erkeklerde veya menopoz sonrası kadınlarda endoskopi denilen yöntemle yemek borusunu, mideyi, kalın bağırsakları taramak gerekir.

kansızlık belirtileri

Demir Eksikliğine Bağlı Kansızlık Kadınlarda Neden Daha Çok Görülür?

Demir eksikliğine bağlı kansızlığın kadınlarda daha çok görülmesinin temel sebebi düzenli olarak adet görmeleridir. Ayrıca buna ek olarak kadınlar erkeklere göre kırmızı eti daha az tüketirler. Ülkemizde vejetaryen sayısı kadınlarda biraz daha fazladır. Bu nedenle yeterli demiri alamadıklarından, düzenli regli olduklarından bu nedenle demir eksikliği kadınlarda daha fazladır.

Yüksek Tansiyon

Yüksek Tansiyon Nedenleri (Sebepleri)

Yüksek tansiyon yani hipertansiyon atadamarlarımızdaki kan basıncının yükselmesi anlamına gelen kronik bir durumdur. Basıncın artması ile kalp kanın damarlar içerisinde dolaşımını yerine getirmek için normalin dışında bir şekilde çalışır yüksek tansiyon’ da sınır daha önceleri 140’ a 90 olarak tanımlanmıştır. Ancak günümüzde bu durum biraz değişmiştir.

Türkiye’de her üç kişiden birisi yüksek tansiyon hastası son bilimsel araştırmalar yüksek tansiyon kriterlerinde önemli bir değişikliği ortaya çıkardı. Yani yaşa ve geçirilen hastalıklara göre yüksek tansiyon eşikleri yeniden tanımlandı. Örneğin her yetişkin için yüksek tansiyon sınırı 14-9 iken ileri yaşlar için bu rakam 15-9’ a çıkarıldı.

 tansiyon

Türkiye’de yaklaşık 25 milyon kişinin tedavi gördüğü hipertansiyonda kriterler son bilimsel çalışmalar eşiğinde yeniden değiştirildi. Hipertansiyon için kritik eşiğin artabileceği ortaya konuldu. Bu değişiklik özellikle 80’ li yaşlar ve üzerindeki tansiyon hastalarını etkileyecek.

Bütün yaş gruplarında 140’ a 90 değilde yaşlı grupta özellikle 80 yaş üzeri grupta 150 büyük tansiyon 90 küçük tansiyonun üzerinde olması yüksek olarak kabul ediliyor. Yani seksen yaş üzeri bireyler için hipertansiyon hastası tanısı koyularak tedaviye başlama sınırı büyük tansiyonda 14’ten 15’e çıkmış oldu.

Şuandaki mevcut veriler 150’ ye kadar düşürmenin çok net yararını gösterdiği için yaşlılarda o kadar zorlamayalım şeklinde bir görüş mevcut şu anda. Ve tansiyonları kontrol altında tutulan kronik hastalar. Onlar içinde sınır değişti.

Yüksek Tansiyon Belirtileri

Hipertansiyon kontrol altında tutulmaz ise bir çok hastalığa davet çıkarabilir hatta ölüme kadar götürebilir. Özellikle hipertansiyonun neden olduğu hastalıklar kalp krizi kalp yetmezliği anevrizma periferik arter hastalığı ve böbrek rahatsızlıklarıdır. Tedavi şeklinde ise en önemlisi beslenme alışkanlıkları ve düzenli bir hayat kontrolü vardır. bu iki hususa dikkat edildiği sürece yüksek tansiyon bir nevi de olsa aşağılara çekilmektedir. Ancak yaşam şekillerinin değiştirilmesine rağmen düzene oturmayan hastalarda vardır. bunlara ekstra ilaç tedavisi uygulanmaktadır. Bu sayede tansiyon düzeyi normal değerlere çekilmektedir.

Sonuç olarak tansiyon yükselmesi daima dikkat edilmesi gereken bir durumdur. Bu sayede ileriki yıllarda böyle bir tehlike ile baş başa kalmamak için genç yaşlarda düzenli spor yapmalı sigara gibi kötü alışkanlıkları hayatımızdan dışlamak gerekir.

Baş Ağrısı

Baş Ağrısı Belirtileri Nelerdir?

Baş ağrısı toplumda sıkça görülen bir durum ancak uzmanlara göre başınız uzun süredir ve çok şiddetli bir şekilde ağrıyorsa işte bu durum çok ciddi bir hastalığın habercisi olabilir.
Beyin tümörünün en belirgin özelliği de işte bu inatçı ve şiddetli baş ağrılarıdır eğer ki ağrı iki saatten fazla sürüyorsa mutlaka doktora başvurmanız gerekmektedir.

Seneler içinde gelişir bunda da belirtiler baş ağrısı özellikle yavaş büyüyen tümörler bası yapan tümörler baş ağrısı yapabilir. Riskli gruplar ise tansiyon hastalarıdır. Eğer ki tansiyon yüksek gidiyorsa bununla beraber şiddetli baş ağrınız varsa bu bir beyin kanamasının bile habercisi olabilir. Bunda orta yaş kişilerde yüksek tansiyon hastalarında en sık felç sebebi beyin kanamasıdır.
Baş ağrısı ile migren hep karıştırılır eğer ağrıya konuşma yürüme ve görme bozukluğu da eşlik ediyorsa tehlike çanları çoktan çalmaya başladı demektir. Beyinde oluşan baloncuk yani anevrizma’ da işte bu ciddi tablo sonrasında ortaya çıkar.

Bu baloncuk patladığı zaman beyne yaptığı baskı ile şiddetli baş ağrısı olur şanslı ise o kişi kurtulur bunun dışında sakat kalabilir ve özetle genç yaşta olan anevrizma patlamalarında ölüm oranı çok yüksektir.

baş ağrısı

BAŞ AĞRISINDAN KURTULMANIN DOĞAL YOLU

” Son derece sıradan görünebilir ama çocuğunun aklına gelmeyen bir yöntem bir bardak su içmek. Çünkü ağrının nedeni dehidrasyon yani vücutta aşırı su kaybı olabilir. Yalnız burada önemli bir nokta var içeceğiniz suyun asla soğuk olmaması gerekiyor.

” Nane yatıştırıcı etkisi olan mucizevî bir bitkidir ve sadece koklamak bile rahatlatıyor. Ancak en iyisi çözüm çayı naneli içmek olacaktır. Çaya atacağınız bir dilim limonda ağrıya çözüm olabilir.

” Kaslarınızı gevşetmenin en iyi yolu sıcak bir duş almak ama bunu her zaman yapacak imkânınız olmayabilir o zaman yapmanız gereken bir yerlerden buz torbası bulmak ve başınızın en çok ağrıyan bölgesine koymak.

” Temiz hava beklemediğiniz kadar etkili olabilir. Yürüyüş yapmak sizin için en iyisi ama yürüyüş yapmaya imkânınız yok ise pencereyi açmanızda yeterli olacaktır ve derin bir nefes almayı da unutmayın.

Güneş Yanıkları

Güneş Yanıkları Nasıl Tedavi Edilir?

Yüksek faktörlü koruyucu kremler ve güneş engelleyici ürünler güneş yanıklarına karşı koruma sağlamak için oldukça önemlidir. Güneş yanıklarının oluşumundan sonra tedaviyle uğraşmaktan da Bu konuda önlem almak her zaman için daha doğrudur. Çünkü güneş yanıklarının ciltte rahatsız edici etkisi olmasının yanı sıra cilt kanserleri için de risk oluşturur. Bununla birlikte güneş yanıkları kişide anormal bir terleme, baş dönmesi ve mide bulantısı şeklinde gelişen belirtiler meydana getirmiş ise hekime görünmek gerekir. Ayrıca su kaybına bağlı olarak vücutta oluşabilecek sıvı yetersizliği de tehlikeli durumlara yol açabilir.

Güneş yanıklarına karşı nasıl bir tedavi uygulanır?

Vücudun iç ve dış su ihtiyacını karşılamak: Terlemenin etkisiyle ortaya çıkan sıvı yetersizliğine karşı bol su tüketmek gerekir. Cildin güneş yanığına maruz kalmış bölgeleri soğuk su ile nazikçe serinletilmelidir. Eğer güneş yanığı çok daha geniş bir alanı etkilediyse yanma hissini azaltmak için ılık su veya soğuk su ile duş almak uygundur. Güneş yanıkları olan kişiler yanıklar kayboluncaya kadar alkol kullanmamalıdır. Çünkü alkol sıvı yetersizliğine yol açtığı için yanma hissini artırır.

Nemlendirmek: Güneş yanıkları cilt kuruluğuna neden olur. Bu sebepten güneş yanıklarının etkilediği kuru bölgeler nemlendirici ürünler yardımıyla yumuşatılmalıdır. Esas dikkat edilmesi gereken nemlendirici ürünlerin asla güneş yanıkları etkisiyle su toplamış veya ciltte açık yarası olan bölgelere uygulanmamasıdır. Nemlendirici ürünler sadece güneş yanığının hafif düzeyde olduğu durumlarda uygulanmalıdır.

Güneş losyonları veya parfüm içerikli olmayan ürünler parfüm içeren ürünlerden daha sağlıklı olduğu söylenebilir. Doğal aloe vera içeren krem ve losyonlar güneş yanıklarının etkisini yatıştırıcı etkisi bulunmaktadır.

Kalamin losyonu: Kalamin losyonu güneş yanıklarının semptomlarının hafifletilmesinde oldukça faydalıdır. Kalamin losyonunu periyodik olarak tekrar uygulama gerektirir. Çünkü kalamin losyonunun etkisi yaklaşık 1 – 2 saat içinde kaybolmaktadır. Kalamin losyonunda daha olumlu sonuç alabilmek için uygulamadan önce ılık veya soğuk bir duş almak daha uygun olacaktır.

Hidrokortizon merhem: Hidrokortizon merhem güneş yanıklarının meydana getirdiği acıyı ve ciltteki şişkinliği azaltmada kullanılır. Ancakhidrokortizon merhem geniş alana yayılmış güneş yanığında, yüzde ve cildin su toplanması halinde kullanması uygun değildir. Hidrokortizon merhem sadece doktor veya eczacının denetimi altında kullanılmalıdır.
güneş-yanığı
Acı dindirici ilaçlar: Eğer güneş yanıklarının sebep olduğu acı diğer yöntemlerle dindirelemiyorsa acı dindirici ilaçlara ihtiyaç duyulabilir. Ancak bu tür ilaçlarda uzman tavsiyesiyle beraber kullanılmalıdır.

Güneş yanığı kabarcıkları kesinlikle patlatılmamalıdır: Güneş yanığı kabarcıklarını patlatma veya herhangi bir müdahalede bulunma bu bölgenin enfeksiyon kapmasıyla sonuçlanabilir. Eğer kabarcıklar kendiliğinden patladıysa bu kez de önemli olan o bölgenin hijyenine dikkat etmek olacaktır. Bu sebeple de bölgeyi sargı beziyle yardımıyla kapatmak, enfeksyon riskini azaltacaktır.

Güneş yanıkları için yoğurt kullanılmamalıdır: Yoğurdun güneş yanıklarına iyi gelmesi yönünde bilimsel herhangi bir açıklama bulunmamaktadır. Bu bilgi halk arasında yaygın kullanılan bir yöntemdir. Bu inancın gelişmesinin nedeni de soğuk yoğurdun güneş yanığının meydana getirdiği acıyı hafifletmesi olabilir. Fakat yoğurt sürülen bölgede bazı kalıntılar mevcuttur, ayrıca temizlenme sorunu vardır. Tıbbi olarak herhangi bir geçerliliği olmadığından dolayı uzmanlar tarafından da önerilmemektedir.

Güneş Yanığı Ve Soyulan Ciltle Başa Çıkma

Gün boyunca güneş altında kalmak cildi yakabilir ve kişi kendini oldukça ateşlenmiş hissedebilir. Güneş yanıklarının birkaç gün sonra da ciltte kaşınma ve bunun etkisiyle kabuklanarak dökülmeye başlar. Elbette ki ciltteki soyulmalar hoş bir görünüm oluşturmaz. Bununla beraber rahatsızlık verici de olabilir. ( Güneşin Cilt Üzerindeki Etkileri)

Aşağıda güneş yanıkları ve ciltte meydana gelen soyulmalar için bazı basit ipuçları belirtilmiştir.

Cildinizi soğutun

Eğer ciltte soyulmalar başladıysa yapacağınız ilk şey soğuk bir suyla duş almak olmalıdır. Ilık veya soğuk su cildinizin serinlemesine ve soyulma sürecinin yavaşlamasına yardımcı olacaktır. Cildinizi kurulayacağınız zaman temiz ve yumuşak bir havluyla cildinize hafif dokunarak kurulayın.Kesinlikle ovmayın. Çünkü cildinizi ovarak kurutmanız ciltte meydana gelen soyulmayı arttırabilir.

Kaşıntınızı durdurun

Ciltte soyulma başladıysa derinizi koparmaktan veya soymaktan kaçının. Çünkü bu durum cildinize daha kalıcı bir hasar verme niteliğindedir. Eğer cildinizde yanıklardan dolayı meydana gelmiş kaşıntı hissi varsa bir buz yardımıyla o bölgeyi rahatlatmanız mümkündür.

Cildinizi nemlendirin

Duş sonrası cildiniz hafif nemliyken bu nemi korumak adına mutlaka nemlendirici ürünler kullanın. Özellikle güneş yanığı ve soyulan ciltler için özel üretilmiş nemlendirici ürünler tercih edilmelidir. Bu konuda aloe vera içeren losyonlar oldukça faydalıdır. Bu ürünlerin etkisiyle cildinizi soğutabilir, iltihaplanmayı azaltabilir ve soyulmaların hızını azaltabilirsiniz. Aloe vera bir kaktüs türüdür , iyileşme ve rahatlatma konusunda oldukça etkili bir doğal mucizedir.

Bol su için

Su içerek kendinizi içten beslemeniz mümkün. Su cilt açısından oldukça faydalı bir kaynaktır. Sağlıklı cilt suya her zaman ihtiyaç duyar. Özellikle güneş yanığı oluşumundan sonra suya olan ihtiyaç daha fazla olacaktır. Su yanan cildinizin hücrelerinin yenilemesine ve canlı kalmasına yardımcı niteliktedir. Eğer güneş yanıkları sonucunda ciltte soyulma başlarsa günde yaklaşık 8 – 10 bardak su mutlaka içmelidir.

Cildinizi soymayın

Soyulmaya başlamış bir cilt hoş bir görüntü oluşturmaz ve tahriş edici olabilir.Bununla beraber soyulan cilt enfeksiyona karşı saha savunmasızdır. Ayrıca kaşınan deriyi şiddetli bir şekilde kaşımak enfeksiyona oluşumuna neden olan etkenlerdendir. Cildin sağlıklı ve çabuk iyileşmesi için soyulan deriler asla koparılmamalıdır. Sadece soyulan deri parçaları büyükse küçük ve temiz bir makas yardımıyla cilde temas etmeden fazlalığı alabilirsiniz. Ölü deri kısımlarını kestikten hemen sonra cildinize anti bakteriyel bir merhem sürmek gerekmektedir.

Yara oluşmasını önleyin

Yara oluşumunu önlemek adına cildi temiz tutun. anti oksidan desteği cildi desteklemek adına önemlidir , bu konuda takviye alın. Bunlarla beraber C vitamini ve E vitamini desteği almakta uygundur. Ayrıca topikal E vitamini kremi yara oluşum riskini büyük ölçüde azaltır.

Baştan önleminizi alın

Esas olan güneş yanıkları ve cilt soyulmalarına karşı baştan her türlü önlemi almaktan geçer.

İlk olarak güneşe çıkmadan önce mutlaka güneş koruyucu krem kullanılmalıdır. Özelikle tatillerde ve plaj gibi yerlerde güneşlenirken sık sık güneş koruyucu krem veya güneş sütü kullanın. Bunlara ek olarak şapka ve gözlük takmak ihmal edilmemelidir.

Denize girip çıktıktan hemen sonra da güneş koruyucu krem kullanın. Deniz sonrasında ise hemen duş alın. Eğer dışarıda çok vakit geçirmeyi planlıyorsanız daha gölge yerleri tercih edebilirsiniz. ( Güneşe Karşı Cilt Koruması )

Güneş Kremleriyle İlgili Bilmeniz Gereken Gerçekler

Boston Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji bölümü Ana Bilim Dalında Yardımcı Profesör olarak görev alan Ranella Hirsch, “güneş kremlerinin yanlışyorumlanan bir cilt bakım kategorisi olduğunu” söylemiştir. Yeteri kadar krem sürülmemesi veya talimatların yanlış yorumlanması yetersiz korumaya ve güneşin cildinize zarar vermesine yol açmaktadır.

Güneşten korunarak eğlenceye devam etmek için güneş kremleri ile ilgili olan bu yaygın efsanelere ve gerçeklere bir göz gezdirin.

Efsane: Plaja ya da parka gider gitmez güneş kremi kullandığınız andan itibaren, koruma altında olursunuz.

Gerçek: Güneş kremleri dışarı çıkmadan yaklaşık olarak 30 dakika önce sürülmesi gerekir. Hirsch “Güneş kremi kullanmak için kesinlikle plaja gidene kadar beklenmemeli” demektedir. “ Çünkü cildin, birçok güneş kremindeki aktif bileşenleri emmesi zaman alır.” Cildiniz dışarı adım attığınız andan itibaren güneş ışınlarına maruz kalmaya başlar ve bu nedenle, gideceğiniz yere ulaşmadan önce, güneş koruyu kremi uygulamanız gerekir.

Efsane: Saçlar saç derinizin ihtiyacı olan tüm güneş korumasını sağlar.

Gerçek: Saç derisinin de güneşten dolayı yanması olasıdır. Saç derisinde güneşe maruz kalan bölgeler (ayırma çizgisi, alındaki saç çizgisi) güneşin yakabileceği noktalar arasındadır. Hirsch başın da, vücudunun geri kalan kısımları gibi güneş yanığına ve cilt kanserlerine karşı savunmasız olduğunu söylemektedir. Bu konuda en iyi koruma güneş ışınlarına karşı fiziksel savunma sağlayacak olan bir şapkadır. Ayırma çizginize ve alnınızdaki saç çizgisine, sprey veya jel şeklindeki güneş kremleri (bu ürünlerin hiçbiri losyonlar kadar yağlı değiller) uygulayabilirsiniz. Ne olursa olsun, UV korumalı saç spreylerine veya şekil veren kremlere güvenmeyin. Hirsch bu ürünlerin saç renginizi korumasına karşı , derinizde herhangi bir koruma sağlanmadığını öne sürmektedir.

Efsane: Yüksek koruma faktörlü bir güneş krem sizi tüm gün korur.

Gerçek: Tüm gün koruma sağlayan herhangi bir ürün yoktur. Koruma faktörü ister 15, ister 50 olsun bütün güneş kremleri yaklaşık iki saat sonra etkinliğini kaybeder. Bir güneş güvenlik kuralı: Hirsch en az 30 faktörlü koruma sağlayan bir güneş kremi kullanmanızı ve dışarıda iki saat kaldıktan sonra yeniden krem sürmenizi önermektedir. Kaç kat sürdüğünüzün de bir anlamı yoktur. Tüm vücut için yaklaşık bir shot bardağı dolusu krem kullanın. Hirsch “birçok insan bu ölçünün sadece üçte birini kullandığını” belirtmektedir.

Efsane: Yüzdükten sonra su geçirmez veya suya dayanıklı güneş kremleri tekrar uygulama gerektirmez.

Gerçek: Bu ürünlerin aması sadece su içinde de koruma sağlamaktır. Yani yanlış anlaşılma söz konusudur.

“Suya dayanıklı” ve “su geçirmez” terimlerini havluya dayanıklı terimi ile karıştırarak yanlış yorumlamayın. Hirsch vücudun kurulanarak güneş kremini de silinmiş olduğunu belirtmektedir. Suya dayanıklı bu güneş kremlerinin dayanma gücü yüksek olabilir ancak hiçbiri suya yüzde 100 dayanıklıürünler değildir. Losyonlar cildi suda yaklaşık olarak 40 dakika kadar korur.

Efsane: Bronzlaşmışsanız veya koyu bir ten rengine sahipseniz güneş koruyucu kullanmakta özgürsünüz.

Gerçek: Tüm cilt renkleri ayırt edilmeden güneş korunmasına ihtiyaç duyar.

Gerçek şu ki, güneş yanığı herhangi bir ayrım yapmaz. Ve sağlıksız güneşlenmenin tek işareti güneş yanığı değildir: Hirsch “bronzlaşma da bir hasar işaretidir ve koyu ten rengi de cilt kanserine ve kırışıklıklara karşı korumasızdır” demektedir.

Efsane: Altı aydan küçük bebeklerde güneş kremi uygulanmaz.

Gerçek: Her yaşta çocuk güneş krem kullanabilir.

Mümkün olduğunca fiziksel koruma (pamuk pantolonlar, uzun kollu giysiler ve şapkalar) kullanılmalıdır. Ama yüz veya elin üst kısımları için, altı aydan küçük bebeklerde bile az miktarda güneş kremi uygulanması doğrudur.

Hafif ve kaşındırıcı etkisi olmayan mineral bazlı bazı engelleyiciler (titanyum dioksit ya da çinko oksit gibi) içeren ve özelliklede bebekler için üretilmişformülleri tercih etmelisiniz. Hirsch “çocukların güneşe ne kadar maruz kaldığını küçümsememek gerektiğini” söylemektedir. Bir kaç saatliğine parka gitseniz bile, çocukların bir şapkaya ve güneş kremine ihtiyacı olacaktır.

Güneş Yanıkları

Güneş ışıkları daha sağlıklı hissetmek ve ruh sağlığı için oldukça faydalı niteliktedir ve önemli bir D vitamini kaynağıdır. Özelliklede “artrit” problemiolan insanlar güneşin sıcaklığının fiziksel ağrıları hafifletmede yardımcı olduğu bilinmektedir.Bununla beraber birçok insan bronzlaşmanın sağlıklı ve genç bir görünüm sağladığı düşünülür. Ancak güneş ışınları güneş altında fazla kalındığı zaman ya da güneşe fazla maruz kalındığı takdirde cilt için zararlı olabilmektedir. Bu sorunlar cilt kanseri gibi uzun soluklu gelişebilecek hastalıklara yol açabileceği gibi kısa zaman içinde ise güneş yanıklarına neden olabilir.

Birinci derece ve ikinci derece güneş yanıkları

Güneş yanığı güneşin ultraviyole(UV) ışınları kaynaklı cildi zarar görmesi olayıdır. Güneş yanıklarının büyük bit kısmı hafif düzeyde acı ve kızarıklık belirtilerine neden olmaktadır. Birinci derece güneş yanıklarında cildin yanlızca üst tabakası zarar görür. Bu durumda güneşten yanmış ciltdokunulduğu zaman acı hissi verir. Bu güneş yanıkları genelde hafif düzeydedir ve evde tedavi edilmesi mümkündür.

İkinci derece güneş yanıklarında ise cildin daha alt tabakası da güneş ışınlarından zarar görmüş haldedir. Bunun sonucunda ciltte acı ve kızarıklıkla beraber şişkinlik ve kabarcıklar da oluşmuştur. Güneş yanıklarının bu türü genelde çok daha acılıdır ve iyileşme daha geç görülür.

Güneş yanığıyla birlikte olabilecek diğer sorunlar

Güneş yanığı geçiren kişilerde güneş yanığının yanında aşağıdaki sorunlarda baş gösterebilir:

* Sıcak çarpması veya güneşe çok fazla maruz kalmanın getirdiği başka problemler

* Güneşe, güneşten koruyucu ürünlere veya tedavi edici ilaçlara çok maruz kalınmasından dolayı gelişen bazı alerjik reaksiyonlar

* Görme problemler, ( Görmede azalma, kısmı veya tamamen görme kaybı gibi )

Güneş yanığının uzun süreli etkileri

Güneş yanıkları uzun sürede aşağıdaki gibi sorunlara sebep olabilir.

* Cilt kanser riskinde artış,

* Uçuk oluşumunda artış,

* Deri veremi ve benzeri sağlık sorunlarında artış,

* Katarakt oluşumu gözlemlenebilir, katarak yaygın körlük nedenlerinden biridir.

* Ciltte erken yaşlanma belirtileri( kırışıklıklar, çizgiler, kahverengi lekeler gibi ) görülmesi gibi sorunlara neden olabilir.

Güneş yanığı için kimler daha çok riskli altındadır?

Cilt tipi güneşten ne kadar ve nasıl etkileneceği konusunda rol oynamaktadır. Örnek verecek olursak çilli cildi olanlar, beyaz tenliler, sarışın veya kızıl saçlılar ve mavi gözlüler güneş ışınlarından daha çabuk etkilenirler , ayrıca ciltlerinde kolayca güneş yanığı oluşabilir. Yaşla doğru orantılı olarak geniş yanığı riski de artmaktadır. Özellikle 6 yaşından küçük çocuklar ve 60 yaşından büyük yetişkinler güneş ışınlarına karşı daha hassasiyet gösterirler ve ciltlerinde daha çabuk güneş yanıkları gözlemlenebilir.

Güneş yanığı riskini azaltmak için

1. Güneşin ışınları sabah 10 ve öğleden sonra 4 saatleri arasında daha etkilidir ve oldukça güçlüdür. Mümkün olduğu kadar bu saatler arasında evde kalmak gerekir veya dışarıda kapalı ve gölgeli yerleri tercih etmek gerekir. Bulutu havalarda ise risk daha düşüktür. Bununla beraber güneşin olduğu fakat bulutlarında göründüğü havalarda azda olsa risk mevcuttur.

2. Beyaz ışığı yansıtan unsurların bulunduğu yani sulu alanlarda, kumsalda, kar veya buzun olduğu yerlerde güneş ışınları daha etkilidir dolayısıyla güneş yanığı riskini artmaktadır.

3. Özellikle yaz ayları güneş yanığı için daha riskli dönemlerdendir. Bu aylarda oldukça şiddetli güneş yanığı vakalarına sık sık rastlanmaktadır.

4. Yine yüksek rakımlı yerler güneş yanığı için riskli bölgeler arasındadır. Çünkü yükseklik arttıkça güneşe ışınlarına maruz kalma veya ultraviyole ışınlarından etkilenme oranında artış vardır.

5. Cildi güneşten koruyarak yanık olasılığını azaltmak adına güneş koruyucu kremler bilinçli olarak kullanılmalıdır.

6. Güneş yanıklarına karşı önlem almak için yine güneş altında fazla kalmamak önlemler arasındadır.

Güneş Alerjisi

Güneş alerjisi daha çok açık tenli kişilerde görülen bir cilt problemidir. Çünkü esmer kişilerin ciltleri güneşin zararlı etkilerine karşı daha dayanıklı yapıdadır.

Güneş alerjisinin belirtileri nelerdir?

Genellikle kaşıntı, kızarıklık ve kabarcıklar şeklinde görülmektedir.

Alerjik etkiler vücudun hangi bölümlerinde görülür?

Güneş alerjisi genellikle vücudun açıkta kalan bölgeleri olan boyun, omuzlar, kollar, bacaklar ve yüzde görülmektedir. Belirtileri çok erken görülebileceği gbi güneşe maruz kaldıktan bir kaç saat sonrada görülebilir.

Güneş alerjisine karşı cildi nasıl korumalı?

Güneş ışınlarına alerjisi olan bireyler güneşin altında çok fazla zaman geçirmemelidir, çıplak tenle ve korumasız olarak güneş altında uzun süre güneşlenmemeliler ve ciltlerini güneş ışınlarına yavaş yavaş alıştırmamalıdırlar. Cildin büyük bir bölümünü birden güneş ışınlarına maruz bırakmak alerjik reaksiyonları artırabilir. Bu sebepten özellikle yaz aylarında plajlarda yapılan güneş banyoları alerjik bünyeli kişiler için oldukça zararlıdır.

Güneş ışınlarına karşı alerjisi olan kişiler mutlaka güneşe çıkmadan önce yüksek koruma faktörüne sahip olan güneş koruyucu kremler kullanmalıdır.Mümkünse alerjik ciltler için hazırlanmış güneş koruyucu kremlerde hassasiyet açısından kullanılmalıdır.

Güneşe karşı alerjisi olan kişiler özellikle güneşin kendini yoğun olarak hissettirdiği saatler olan sabah 10 ile öğleden sonra 4 saatleri arasında güneşe çıkmamaları en uygunudur. Eğer çıkılması önlem almak adına uzun kollu giysilerle çıkılması en doğrusudur.