Gebe Kalmak İsteyen Kadınlara Öneriler

Bayanların gebe kalma durumu uzun bir dönemden geçerek gerçekleşir. Gebelik durumunun gerçekleşmesi için bazı hazırlıklar yapmak gerekmektedir. Gebe kalmak için, iyi bir gebelik dönemi geçirmek istiyorsanız aşağıda tavsiyelere uymanız yararlı olacaktır.

Gebelik Öncesi Muayene (Prekonsepsiyonel Vizit) Olmak

Gebelik dönemi öncesi genel sağlık kontrollerinizi yerine getirmeniz gerekmektedir. Genel sağlık kontrolleri gebelik öncesi, gebelik dönemi ve gebelik sonrası oluşabilecek sorunların önceden tespit edilmesi adına faydalı bir harekettir. Bu sorunların tespiti gebelik takibi sırasında oluşabilecek sıkıntıların daha iyi bir şekilde başa çıkmasında yardımcı olur. Gebelik takibinin içeriği, risk faktörlerinin yanı sıra, daha önce düşük, dış gebelik, ölü doğum ya da erken doğum yapıp yamadığı da dikkate alınarak çizilmektedir.

Gebelik takip programının ardında geçilecek aşama sürekli kullanılan ilacın düzenlenmesidir. Bu ilacın yan etkileri ile gebelik oluşum süreci birleştirilerek ilaç alımındaki doz ayarlanır.

Yaşam Tarzınızın Gebeliğe Uygun Olup Olmadığının Düzenlenmesi

Rutin hayatınızda sigara ve ya alkol kullanıyor iseniz bu olayı gebelik döneminizde bırakmanız hem sizin hem de bebeğinizin sağlığı için çok önemlidir. Bununla birlikte sigara içilen ortamlarda da bulunmamanız gerekir. Alkol ve sigaranın haricinde uyuşturucu, sakinleştirici gibi maddelerinde kullanımını bırakmalısınız.

Sağlığa zararlı olan bu maddelerin yanı sıra, sivilceleriniz(akne) varsa, izotretionin içerikli olan sivilce ilaçları kullanıyorsanız, bu ilaçların kullanımının özellikle de gebeliğin ilk haftalarında gelişmekte bebek için çok sakıncalı olabileceğini göz önüne alarak doktorunuza danışmanız gerekir. Parasetamol içeren ağrı kesici ilaçlardan da gebelik boyunca kaçınmanız önerilmektedir.

Gebe Kalmayı Planlıyorsanız, Düzenli Beslenmeye Başlamalısınız

Gebelik hayatının diğer bir önemli etkeni de toxoplazmadır. Genel sağlık kontrollerinde toxoplazma tetiklerini yaşamadığımız kesinse evde kedi beslerken hiçbir şekilde dışkısına dokunmamanız gerekir. Bunun dışında da çiğ et yemekten de kaçınmalısınız.

Gebelik döneminde sauna, tüplü dalış, ağırlık kaldırılan fiziksel sporlardan da kaçınılmalıdır.

Gebe Kalmak İçin Uygun İş Yaşamı Koşulları

Evde ve ya iş yerlerinde sürekli bilgisayar başında olan annelerin bebeklerinde daha farklı durumlar oluşması saptanmıştır. Bilgisayarlar, etrafa iyonize edici özellikte radyasyon yaymazlar ancak yine de önlem almak isterseniz, işte ve evde kullandığınız bilgisayara ekran filtresi takarak istediğiniz şekilde kullanmaya devam edebilirsiniz.

Kimyasal madde üretimi ve ya kimyasal maddeler ile beraber olan annelerin belli önlemler alması gerekmektedir. İş yeri hekimi ve ya kendi doktorları ile irtibata geçerek ne derecede önlem alınabileceğini öğrenebilirler.

Radyoloji, radyoterapi klinikleri ya da x-ray cihazı detektörlerinin bulunduğu yerde çalışan bayanlar gebe kalmayı planladıkları andan itibaren iş yeri hekimine danışmalı ve dikkat etmeleri gereken durumları bağlı bulundukları kişiye ileterek radyasyon yayan ortamlardan uzak durmalıdırlar.
gebe kalmak için

Gebe Kalamama Durumu (Kısırlık)

Korunmasız adet döngüsü döneminde bir çiftin yeterli sayıda ilişkiye girmesi halinde gebe kalma olasılı %20-%25 arasındadır. Düşük bir oran olsa da hamile kalmak isteyen çiftin çalışmalara 4-5 ay öncesinde başlaması gerekir. Bu süre içerisinde gebe kalamayan kadında ve ya erkekte sorun olduğu düşünmek yanlıştır. Düşük bir oran olduğunu varsayarsak bu dilim tutturmak biraz zordur. Gebe kalma süresini arttırarak tekrar denenmesi mümkündür.

Tekrar süresini arttıran ve herhangi bir sonuç alamayan çiftler subfertil adı verilen bir sınıfın içinde yer alırlar. Subfertil kelimesi zor gebe kalan anlamına gelmektedir. Böyle bir çiftin herhangi bir adet döneminde gebe kalma şansı %2-3’tür ve eğer tedavi edilmezlerse, 4 ya da 5 yıl içerisinde yapacakları bir deneme süreci içinde hamile kalabilirler.

İnfertil adı verilen 3. gruptaki insanların hamile kalma oranları %0’dır. Tedavi edilmedikleri sürece gebe kalmaları imkansızdır. İnfertilin belli başlı sebepleri vardır. Bunlardan;
Kadının iki fallop tüpünün kapalı olması
Kadında döllenmek için yumurtaların oluşmaması gibi sebeplerdir.

Erkekte görülen infertil nedenleri ise şu şekildedir;
Yeterli sayıda sperm olmaması gibi nedenlerin bir araya gelerek kısırlığı meydana getirmesidir.

İnfertilite Ne Anlama Gelmektedir?

İnfertilite, ya da halk arasındaki adıyla kısırlık, 12 siklus boyunca süren ve bir adet döneminin başlangıcından diğer bir adet döneminin başlangıcına kadar geçen süre içerisinde yeterli sayıda cinsel ilişkiye girildiği ve korunmadığı halde gebeliğin meydana gelmemesidir. Gebe kalmak isteyen çift bunu hiçbir şekilde başaramamış ve gebelik oluşmamışsa, primer (birincil) infertilite, daha önceden en az bir defa bile olsa gebelik oluşması durumunda ise sekonder (ikincil) infertilite adı verilir.

İnfertilite hastalığından şüphelenmeniz için en az 1 yıl beklemeniz gerekmektedir. Bu geçen sürenin ardından doktorunuza başvurmanız daha sağlıklı sonuçlar almanızı sağlayacaktır. Diğer yandan 1 yıllık süreyi beklememizin diğer amaçları bu zaman aralığında testlerin maddi, manevi ve psikolojik olabilecek tüm yüklerinden kurtulma şansınızı denemeniz için yeterli süreyi değerlendirmeniz olacaktır.

Anne adayının 35 yaşının üzerinde olduğu veya gebe kalmaya engel bir durumu olan çiftler ise 12 siklus olan bekleme süresini geçirmeden başvurmalıdırlar.

Çiftlerde Gebe Kalamama Sebepleri

Kadınların gebe kalamamasının nedeni çoğunlukla siklus döneminde oluşan %20-%25 şansı yakalayamamalarından kaynaklanır. Bu dönemde gebe kalmak isteyenler şansı arttırmak adına deneme sayılarını arttırabilir. 12 siklusluk dönemi geçirmiş ve gebe kalamamış iseniz doktorunuz ile görüşüp uygun muayene koşullarında hareket edebilirsiniz.

Gebelik oluşturamayan çiftlerle ilgili yapılan araştırmalar sonucu, infertilite görülme nedeninin %40 kadından, %40 erkekten ve %20’de her ikisinden kaynakladığı ortaya çıkmıştır. İnfertilite görülen çiftlerin %10’unda ise, gebeliğin oluşmaması için herhangi bir bulgu ortaya çıkarılamamıştır. Bu çiftlerle ilgili olarak yapılan araştırmada fallop tüplerinin açık olduğu, yumurtlamanın normal olduğu ve spermiyogramın da normal olduğu belirlenmiştir. Bu infertilite türüne “açıklanamayan infertilite” adı verilmiştir. Açıklanamayan infertilite tanısı konulan çiftlerin sayısı ise teknolojik gelişmeler sayesinde giderek azalmaktadır.

Gebelikte Yaşın Etkisi Var mıdır?

Yapılan araştırmalar ile 25 yaşındaki 100 kadın ile kadınların gebeliklerine uygun yaşlarda 100 erkekten oluşan 200 kişilik bir grupta düzenli ilişki aralıkları ile çiftlerin yarısı 5.5 ayda hamile kalmıştır. Araştırma sonuçlarından çıkan diğer bir durumda kadının her 5 yaş ilerlemesi ile cinsel ilişki tekrarının normalden 2 kat daha fazla olması gerektiği yönündedir. Erkeğin yaş artışının gebe bırakma ile çok fazla önemi yoktur. Bu istatistiki verilerden 30-34 yaş aralığındaki her 7 kadından birinin, 40 yaşın üzerinde bulunan her 4 kadından birinin 1 yıllık deneme süresi sonunda hamile kalamayacağı anlaşılmaktadır. Gebe kalmada kadının yaşının ne kadar önemli olduğu yapılan bu araştırmalarla ortaya çıkmış bulunmaktadır.

Gebe Kalmak İçin Yapılacak Cinsel İlişkinin Sıklığı

Yukarıda belirttiğimiz gibi ne kadar çok cinsel ilişki sıklığı artarsa gebe kalma olasılığı da o kadar artar. Haftada 2 ve ya daha az cinsel ilişki yaşayan çiftlerin gebe kalma olasılığı her hafta düzenli 2 sefer yapan çiftlere göre daha düşüktür. Haftada 3 ve ya daha fazla cinsel ilişkiye giren bireylerin gebe kalma olasılığı çok daha yüksektir. Bunun nedeninin ise, cinsel ilişki döneminin kadının periovulator (yumurtlama öncesi veya yumurtlama döneminden sonraki en doğurgan dönem) dönemine denk gelmesinden kaynaklanmaktadır.

Acai Üzümü

Amazon palmiye berry gibi bir çok ismi vardır.Birkaçı daha verelim: Acai üzümü, acai berry de denmektedir. Euterpe oleracea bu da Latince ismidir. Acai üzümü palmiye ağaçlarının bir meyvesidir. Rengi kırmızı mor karşımıdır. Daha çok tropikal yağmur ormanları bulunan bölgelerde özellikle Orta ve Güney Amerika’da yetişmektedir. Yerli halk bu meyveye acai berry demektedir. Türkçede ‘bağıran meyve’ olarak anlamlandırılır.
Daha çok bölgenin yerli halkı uzun yıllar bu meyveyi besin olarak kullanmıştır. Ayrıca amazon lardaki yerli halklar bu meyveyi ilaç yapımında da kullanmaktaydı.
Acai üzümü son yıllarda çok konuşulur hale gelmiştir. Hatta acai üzümünü süper bir besin diye dünyaya duyurmaya başlamışlardır. Yüksek kolesterol hastalarında,kilo kayıpları için, bazı kanser türlerinde, osteoartritlerde gibi çok ciddi hastalıklarda olduğu gibi genel sağlık içinde çok yararlar sağladığı söylenilmektedir. Lakin tüm bunlar idda halindedir. Çünkü ispatlanmış hiçbir bilimsel veri bulunmamaktadır. Acai üzümü sadece deneysel olarak sadece bağırsak MR lerinde kullanılmıştır.
acai üzümü
Acai üzümü bir meyvedir. Meyve olarak tüketildiği gibi meyve suyu olarak da tüketilebilir.Acai üzümünden elde edilmiş sular gıda sektöründe dondurma, jöle , çeşitli karışımlarla likör olarakta kullanılır. Acai üzümün ticari değeri de vardır. Bu meyve mor renginden dolayı gıdalarda doğal renklendirici olarak kullanılmaya devam etmektedir. Acai üzümünün ayrıca tablet hali, toz hali gibi üretimleri mevcuttur.

Acai Berry ve Bilimselliği

-Sağlık alanında kullanımıyla ilgili acai berry nin iyi gelip gelmediği konusunda hiçbir bilimsel kanıt mevcut değildir.
-Acai berry kullanımı ve takviyeleriyle hızla kilo kaybı olduğunu belirten iddalara karşı bunları ispatlayacak bağımsız olan hiçbir hakemli dergide yayınmış çalışması mevcut değildir. Sadece hayvanlar üzerinde çalışma yapılmış olup farelere meyve suyu verilmiştir. Bu karşılaştırma ve araştırmalar sonucunda farelerde kilo kaybı görülmemiştir.
-Acai berry nin laboratuar araştırmalarında özellikle antioksidan üzerinde durulmuştur. Bu çalışmalardan anti kansere karşı iyi bir aktivite yaptığı ayrıca anti enflamatuvara karşı da aktivite gösterdiği görülmüştür. Bu da çilek , böğürtlen, kızıkcık gibi meyvelere nazaran çok daha fazla antioksidan özelliği olduğu laboratuar çalışmalarında görülmüştür.
– Antosiyoninler ve flavonoidler gibi çok çeşitli maddeler acai üzümün içeriğinde bulunur.Yunanca kelimelerden oluşan antosiyanin bitki ve mor olarak anlam taşır. Antosiyaninler denilen bu madde tüm çiçeklerde ,sebzelerde tüm bitkilere kırmızımavi ve mor renkleri verir. Antosiyanlar en çok kırmızı ve mor renge sahip olan acai üzümü,kırmızı üzüm, kızılcık gibi meyvelerde bulunur.
-Acai berry nin yağıda güzellik ve kozmetik ürünlerinin içeriğinde kullanılır. Elde edilen bu yağ yüksek antioksidandır. Bu özelliği nedeniyle el vücut kremlerinde, şampuan yapımında ve kozmetik ve güzellik ürünlerin de kullanılan yağlara daha zengin bir alternatif oluşturur. Yalnız daha fazla laboratuar çalışması ve araştırılması gerekir.
– Genel sağlık için kullanımında özellikle kolesterol ve artrit gibi hastalıklara iyi gelme durumumda kanıtlar yeterli değildir. Bu yüzden daha .çok bilimsel kanıt ispat gerektirir.

Uyarılar ve Acai Üzümünün Yan Etkileri ve Zararları

Acai berry nin sağlığa ne derece iyi geldiği konusunda ve bu bitkinin güvenilir olup olmadığı konusunda net bir bilgi yoktur. Hakkındaki bilgiler çok azdır. Palmiye gibi türlere alejisi olan kişiler bu meyveyi tüketmemelidir. Diğer bir hususta özellikle hamiler ve emzikli kadınların bu bitkiyi tüketmeleri tavsiye edilmez.
MRI gibi testleri acai üzümü tüketmek etkileyebilir. Bir sağlık sorunu yaşadığımızda alternatif olarak kullandığınız bitkileri mutlaka doktorunuza söyleyiniz.
Şimdiye kadar tespit edilmiş bir ilaçla etkileşimi söz konusu değildir. Eğer bir rahatsızlık sonucu sürekli ilaç kullanıyorsanız bu acai üzümü kullanmanın doğru olup olmadığını doktorunuza danışın.
Hiçbir gıda takviyesi veya bitkisel ürünlerle zararlı bir etkileşimi olduğu bilinmemektedir.
Acai üzümünün tüketilmesinde ki miktar kişinin yaşına ve sağlık durumuyla alakalandırılır. Şunu belirtelim acai üzümünün dozu hakkında yapılan laboratuvar çalışmaları yetersizdir. Unutmamak gerekir ki her doğal ürün güvenli değildir. Tüketimi de çok fazla dozlarda olmamalıdır. Böyle ürünlerin etiketlerini iyice inceleyerek doktorunuza veya eczacınıza sormadan tüketmeyiniz.Sağlığınız güvenilir doğal ürünleri dozunda tüketmektir.

Lazer Epilasyon

Lazer Epilasyon Nedir

Lazer epilasyon, istenmeyen tüylerden kurtulmak için dalga boyu belli olan ışık kaynaklarının kullanılması anlamına gelir. Lazer epilasyon ile cilt tipine uygun olan lazer ışığı kıl köküne yoğunlaşıp hemen akabinde ısıya dönüşerek kıl kökünün etrafındaki hiçbir dokuya zarar vermeden yalnızca kıl köküne nüfus ederek kıl kökünü ve çekirdek hücreyi tahrip eder.
1900 lü yıllarda Albert Einstein tarafından temelleri atılan lazer dönemi, tıp alanında yıllardır kullanılmaktadır. Lazer sistemleri, üroloji, beyin cerrahi, göz hastalıkları gibi bir çok tıp alanında kendini göstermektedir. Günümüzde ise lazer teknolojisinin en çok kullanıldığı alan, estetik ile güzellik ve bakım alanı için lazer epilasyondur. Lazer epilasyonda kullanılan lazer teknolojisi radyoaktif değildir bu sebeple sağlık açısından bir zararı yoktur. Lazer epilasyoda kullanılan metotlar Alexandite Lazerler, Diot Lazerler ve Nd-Yag Lazerler olarak sayılabilir. Bunun yanında . IPL ve Fotoepilasyon metotları ise lazer epilasyon olarak tabir edilemez.
Lazer Epilasyon Hakkında Bilgilendirme
Lazer Epilasyonda kullanılmakta olan lazer ışığının dalga boyu, melanin pigmentlerince emilirler. Soğutma sistemli lazer yöntemi sayesinde lazer ısısı cilt üzerinde hiçbir soruna sebep olmadan kıl köküne yok edebilen bir ısı kaynağına dönüşür.
Lazer ışını nedir, ciltte nasıl bir etki yaratır?
Lazer ışını, bilinen ışığın türünden farklı olarak tek dalga boyunda yayılan bir ışık türüdür. Lazer ışını dokunun üzerine düşmesi ile 3 farklı sonuç verir.
1- Yansıma: Yansıma yapan ışık çarptığı yerde herhangi bir enerji bırakmaz.
2- Geçirgenlik: Işık dokuyu geçebildiği için dokuya yine hiçbir enerji bırakmaz.
3- Absorbsiyon: Bu düşüşde ışık absorbe olur ve bütün enerjisini çarptığı dokuda bırakarak ısınmaya sebep olur.
lazer epilasyon
Lazer Epilasyon için hangi cihazlar kullanılmaktadır?
Alexandrite,Nd Yag ve Diod cihazları lazerli epilasyon için kullanılan sistemlerdir.

Lazer Epilasyon kimlere yapılabilir

Lazer epilasyon 12 yaş ve üzeri koyu renk tüy yapısına sahip kadın erkek her bireye uygulanabilir. Şayet tüy rengi çok açık ise lazer epilasyon bu tip tüylere etki etmeyecektir. Zira lazer ışığı koyu renk tüyleri görebilmektedir.
Lazer Epilasyon hangi bölgelere uygulanabilir
Lazer epilasyon, hem lazer epilasyonu yapan uzmanın hem de lazer epilasyon yaptıran kişinin direk ışıktan koruyan özel gözlükleri takmasının akabinde kulak deliği içi ve göz çukuru içi dışında bütün vücuda uygulanabilir.
Lazer Epilasyon ile tüy sorunu tamamen yok olur mu?
Lazer epilasyon yönteminde kullanılmakta olan bütün cihazlarda asıl prensip melaninin hedef olarak seçilmesidir. Melanin seviyesinin yüksek olduğu koyu renkli ve kalın tüylerde lazer epilasyonun başarı düzeyi oldukça yüksek iken, melanin seviyesinin düşük olduğu açık renkli ve ince tüylerde beklenen başarı oranı düşüktür. Lazer epilasyondan elde edilecek başarıyı etkileyen bir diğer etken ise kişinin ten rengidir. Zira ten rengi koyu olan kişilerde cilt yüzeyinde bulunan melanin oranı yüksek olduğu için lazer epilasyon buğday tenli ve esmer tenli kişilerde, beyaz tenli kumral kişilere nazaran daha büyük başarı getirir.

Lazer Epilasyonda Kıl kalınlığının önemi var mıdır?
Lazer epilasyondan istenilen sonucu elde etmek için kıl kalınlığının derecesi çok önemlidir. Zira kalın atılan lazer ışığını çok hızlı emer. Kıl yapısı ne kadar ve ne kadar koyu renkli ise lazer epilasyon ile tüylerden kurtulmak o kadar kolay ve hızlı olur. En başarılı sonuçlar beyaz ten, kalın ve koyu renkli tüylerde görülürken, ince ve açık renk tüyler lazer epilasyon seanslarının uzaması anlamına gelir.
Lazer epilasyon ile tüylerden kurtulma süresi nedir?
Lazer epilasyon ile istenmeyen tüylerden kurtulmak için size gereken süre tüy kalınlığı inceliği, tüyün koyu veya açık renkli olması, kullanılan lazer epilasyon cihazının özelliklerine göre değişir. Ancak ortalama koltuk altı tüylerinden kurtulma süresi 5-6 seans ve genelde seans başı 3-5 dakikadır. Bıyık ortalama 1 dakika 8-10 seans, yüz bölgesi genelde 8 ila 10 dakika sürerken 10-15 seans kadar sürebilir. Bacaklar yarım saat 45 dakika sürerken 4-5 seans da biter.

Lazer epilasyon yapılırken acı veya ağrı duyulur mu

Lazer epilasyon esnasında bölgeye bağlı olarak da değişse de karınca ısırığı gibi çok hafif bir his duyulur. Bunun dışında herhangi bir acı veya ağrı duyulmaz.
Lazer epilasyonda cilt rengi önemli midir?
Lazer epilasyon esmer ve buğday tenli kişilerde hem daha başarılı sonuçlar verir hem de daha kısa sürede tüylerden kurtulmayı sağlar. Beyaz tenlilerde kıl rengininde daha açık olması sebebiyle lazer epilasyonla tedavi süreci bir iki seans daha fazla sürebilir.

Lazer epilasyon da her seans arası süre ne kadardır?
Lazer epilasyon ile istenmeyen tüylerden kurtulmak için seansları uzmanın belirttiği sürelerde düzenli olarak yaptırmalısınız. Bu süre tüylü bölgeye göre ve tüyün yapısına göre değişir. Ortalama her iki lazer epilasyon seansı arasında en az 4 hafta en fazla 8 hafta süre bırakılır. Zira 4 haftanın daha az sürede kıl köklerini lazer göremeyeceği için başarılı sonuç alınamayabilir. 8 haftadan fazla ara verilmesi ile kıl köklerinin tekrar güçlenmesi ve lazer epilasyon seansı sayısının fazlalaştırılması gerekir.
Lazer epilasyon ile tüylerden kalıcı olarak kurtulmak mümkün mü?
Lazer epilasyon kıl köklerini tamamen tahrip ederek yok ettiği için seanslar tamamlandığında bir daha tüy çıkması söz konusu olmaz. Ancak çok ince ve dikkatli bakılmadıkça görülmeyen ince açık renk bebek tüyü denilen tüyler çıkabilir ve bu tüylere kişi kendisi herhangi bir epilasyon yöntemi ile müdehale ederse bu tüyler bir dahaki sefere kalın köklü kıl olarak geri dönebilir. Bu sebeple lazer epilasyon tedaviniz bittikten sonra asla bölgeye hiçbir şekilde epilasyon yöntemi ile müdahale etmemeniz gerekir.
Lazer epilasyon öncesi neler yapılması gerekir
Lazer epilasyon yaptıracağınız zaman seans öncesinde 3-4 hafta öncesinden itibaren cımbız, ağda, sir ağda, epilatör gibi kıl köklerine müdahale eden epilasyon yöntemlerini bırakmanız gerekir. Sadece jiletle bölgedeki tüyleri alınmalıdır. Lazer epilasyon seansına giderken yarım santim kadar tüyler çıkmış olması lazer epilasyon yapan kişi için kolaylık olur. Bunun yanında epilasyon yapılacak bölgeye herhangi bir krem, parfüm rolon sürülmemesi gerekir. Lazer epilasyon öncesi solaryuma girilmemesi ve güneşin zararlı ışınlarından korunulması gerekir. Lazer epilasyon yağılacak olan tüylere asla sarartıcı sürülmemesi gerekir. Cildi soyan peeling uygulamaları lazer epilasyondan en az 2 hafta önce bırakılmalıdır. Yüz bölgesine lazer epilasyon yapılacaksa makyaj malzemesi kullanılmamalıdır. Akne tedavisi için ilaç kullanıyorsanız lazer epilasyon yapacak uzamana bu konuda mutlaka bilgi verin.
Lazer Epilasyon Seanstan Sonra Dikkat Edilmesi Gerekenler
Lazer epilasyon yapıldıktan sonra ilk 1 hafta boyunca güneşin zararlı ışınlarından korunmalısınız ve solaryuma girmemelisiniz. Lazer epilasyon yapılan bölgeye yüksek faktörlü güneş kremi sürmelisiniz. Tedavi sonrası ilk bir hafta boyunca lazer yapılan bölgeye banyoda aşırı sıcak kullanılmamalı ve kese yapılmamalıdır. Peeling gibi cildi soyucu yöntemler kesinlikle lazer epilasyon yapılan bölgeye uygulanmamalıdır. Lazer epilasyon sonrası bölgede hafif derece kızarıklık olabilir bu geçici bir durumdur.
Erkeklerde lazer epilasyon
Son yıllarda lazer epilasyon, kadınlar tarafından tercih edildiği kadar erkekler tarafından da tercih edilmeye başlandı. Özellikle erkekler elmacık kemikleri, kaşlarının arasını, ense, boyun kısımlarındaki tüyleri, omuz, sırt bölgesi, göğüs bölgesi tüylerinden kurtulmak için lazer epilasyon erkekler tarafından tercih edilir. Erkeklerde lazer epilasyon seans sayısı, seans süresi açısından bayanlarda lazer epilasyonla pek bir farkı yoktur ancak erkek tüyleri daha koyu renk ve daha kalın olduğu için bayanlara nazaran daha kısa sürede daha başarılı sonuçlar elde edilir.